27 Ekim 2014 Pazartesi

Kar tanesi yaklaşımı : [Ofiste içsel huzurun anahtarı]

Bu blog'ta ofis insanı ve halleri ile ilgili olarak yazılar yazmak istiyorum. İşte onlardan ilki...

İnsanın kendini başkaları ile kıyaslamaya başlaması çocukluk ile başlıyor. Bu kıyas ile birlikte kişinin kendisinde olmayan ve daha iyi olduğunu düşündüğü herşeye karşı kıskançlık doğuyor. Ben bunu şu aralar çocuklarımda gözlemleyebiliyorum. Kızım için(büyük olan) oğlumun elindeki herşey kıskanılabilecek durumda. Kızım kendi kaybettiği saltanatın hıncını oğlumdan alırken, oğlum da kendine bu dünyada bir yer açma yarışında ilk darbeyi ablasından yiyerek başlamış oluyor.

Peki bu senaryo iş hayatında farklı mı? Samimi olduğunuz insanların terfi ve zam dönemlerinde sizden uzaklaşması, kurum içi kulislerin ve fiskosların başlaması, o ne almış bana ne yaptılar sorgulamaları... Belki bu performans, terfi ve zam yaklaşımları değişmeli, belki de bizim iş hayatına bakış açımız...

Bilge bir arkadaşım bizim de fizik kuralları ile açıklayamadığımız durumları o özlü teorisi ile açıklamıştı; 'Not only working, networking, networking' . Tabiki networking işin önemli bir kısmı, insanlarla (ama her tür) iyi geçinmek ve iletişim kurmak zorundayız.[1] İşlerin zorluğu yetmezmiş gibi bir de insanların zorluğu işin içine girince çıkış noktaları bulabilmek ve yükselmek biraz zor oluyor. (haliyle)

İş hayatında huzuru yakalamanın yolu kendi paradigmamızı değiştirmek, etkin olduğunuz alanda aksiyonlar alıp, kendinize değişim fırsatları oluşturmak, kıyas içeren sorgulamalar yerine özü muhatap alıp içsel sorgulamalara başvurmak. Bu anlamda bir başvuru kitabı Peynirimi Kim Kaptı.
Olabilecek en basit dille yüzleşmek istemediğimiz gerçekleri çarpıcı bir şekilde aktarıyor.

Kar kristallerini bilirsiniz, şekilleri çok fazla çeşitlilik gösterir. Pratikte birbirine benzeyen iki tane kartanesi bulmak oldukça zordur. Kar kristalinin yere inerken maruz kaldığı sıcaklı ve nem çok fazla değişkenlik gösterdiği için aynı şekilde kristal oldukça ender oluşur.(yani hiçe yakın) Kar kristallerinin birbirine benzeme olasılığı oluşum ortamlarının birbirine benzerliğine bağlıdır.[2]

Kendinizi başkaları ile mukayese ederken aklında bulundurmanız dileğiyle...

[1] Bu nokta işin en zor kısmı sanırım
[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Kar

Genç Bilgisayar Mühendisi için Banka IT Rehberi

Yazılımcı bakış açısıyla[derine girmeden yüzeysel bir şekilde], yedi yıllık banka bilgi teknolojilerindeki tecrübemi baz alarak şunları söyleyebilirim;

Banka çok sayıda birim[müdürlük] içerir, her biri için IT de ona geliştirme ve destek olarak hizmet veren[karşılık gelen] bir servis vardır. Bu konuda her bankanın ayrı bir tarzı olabilir. Bankanın büyüklüğüne, hizmet çeşitliliğine ve stratejisine göre değişir. Kimi banka kredi kartları konusunda önde olmak ister ve ona yatırım yapar, kimi banka mevduat-fon toplama tarafında ürünleri ile öne çıkar, kimi banka altın vs. gibi ürünlerin kullanımı noktasında ürünler geliştirir. Tüm bu parametreler IT'nin şekillenmesi ve işlevini etkiler. 

Genel olarak Bilgi Teknolojileri(Sistemleri-İşlem)nde
Temel Bankacılık, Gişe İşlemleri, Çek Senet ve İstihbarat, Kurumsal Tahsilatlar, İş Zekası(BI), Raporlama, Alt Yapı, Ortak Yapılar Ekibi, Hazine, Kambiyo, Krediler, Kredi Kartları ve Ödeme Sistemleri, ADK Internet, Mobil, Veri Tabanı Yönetimi, Sürüm Yönetimi vs. gibi servislerden oluşur. Bu servisler alt servislere de bölünmüş ya da bir kaçı birleştirilmiş de olabilir.

Bunların yanında, Help desk, Kullanıcı Destek gibi direkt müşteri ile temas eden ve üretim[Production] ortam hataları ve çözümü ile uğraşan ayrı servislerde vardır. 

Ayrıca, Bilgi Güvenliği artı Proje Yönetim ofisi gibi birimler vardır. 

Servis bazında düşünülecek olursa; 

Her servis kendi iş birimi ailesi ile ilgili olarak ürünlerin geliştirilmesi ve bakımından sorumludur. 
Alt yapı kurumun ihtiyacı olan yazılım mimarisini - framework’unu hazırlamak ve sürdürmek ile sorumludur. Bu servisin müşterisi Bilgi Teknolojilerinin kendisidir. Ve yazılım mühendisliği noktasında detaylı olarak çalışılan ve türlü maharetin sergilendiği ve bir çok yetkinlik gerektiren bir servistir. Bence bir yazılımcının hedefi mimari ekipte yer almak olmalıdır. Özellikle kurumsal olarak alt yapı dönüşümlerinde bu ekibe çok iş düşer. Bazı bankalarda bu servis ayrı bir müdürlük olarak da çalışabilir. 

Ortak yapılar ekibi, (bankadan bankaya değişse de) kurumun kullandığı ortak bileşen ve iş kurallarının geliştirildiği ekiptir. İş akışı, Muhasebe, Masraf-Komisyon, Dekont vs. gibi birden fazla yerde kullanılacak arayüzler var ise, genellikle bu ekip tarafından geliştiriliyor olur. Bu ekibin müşterisi yine yazılım birimindeki diğer servislerdir. 

Temel Bankacılık ekibi, Katılım Fonu(Mevduat), yani Katılım Hesabı, Cari Hesap, bu hesapların temdit'i [kar payının(faizin) ödenmesi ve vadenin uzatılması] ve sair konularla ilgilenir. Bu ekibini müşterisi genellikle Bireysel ve Kurumsal Ürün geliştirme tarafıdır.(ya da Mevduat veya Katılım Fonu ile ilgilenen birimdir. )

Gişe işlemleri tarafında temel gişe işlemleri vardır; EFT, havale ve virman vb.Yine bu ekibinde muhatabı genellikle Bireysel ve Kurumsal Ürün geliştirme tarafıdır. 

Diğer servislerde benzer şekilde kendi Müşteri birimlerinin işlerinin geliştirilmesi ve bakımı ile ilgili olarak çalışır. 

Bilgi teknolojileri bir hizmet birimidir. Bu sebepler Ürün ve Hizmet Geliştirme adını gayet yerinde buluyorum. 

Kısaca Bilgi Güvenliği ve Proje Yönetim Ofisine de değinelim. 
Bilgi Güvenliği bankanın bilgi güvenlik politikaları gereğince kullanıcıların erişim yetkilerini kontrol eden(SD kart kullanımı, Websense tarzı site kontrolü vs.) ve yöneten birimdir. Farklı kurumlarla entegrasyon yapılması gerektiğinde yine bu ekibin bilgisi dahilinde geliştirmeler yapılır. 

Proje yönetimi ofisi, (Inhouse ya da Outsource) kurum içinde ki projelerin yönetimini ve takibini yapan ekiptir. Herhangi bir konu ile ilgili olarak proje yapılacak ise kaynak planlaması vs. gibi Proje yönetimi konuları ile ilgili çalışırlar. 

Yazılım geliştirme sürecinden de bahsedelim. (Software Development Life Cycle)
Yazılım geliştirme süreci olarak farklı yöntemler söz konusu; http://en.wikipedia.org/wiki/Software_development_process 
Waterfall; şelale modeli ihtiyaçların toplanması, analiz edilmesi, geliştirmenin yapılması, kalite kontrolü-test yapılması, ve sonrasında son kullanıcı onayını da alarak geliştirmenin üretim ortamına alınmasını gibi bir akışta ilerler. Ama adından da anlaşılacağı gibi bu akışın geri dönüşü yoktur. Projenin büyüklüğü ne olursa olsun projenin büyük kısmını işin başında biliyor olmanızı bekler ve adım adım süreci ilerletir. Geliştirmenin başlaması için Analizi bitmesi, Testin başlaması için Geliştirmenin bitmesini şart koşar. Eskilerde kullanılan bir yöntemdir. 

Bunun yerine genellikle; Emprical Process Controlu baz alan ve çevik geliştirme yönetimi olan Scrum kullanılıyor. http://en.wikipedia.org/wiki/Scrum_(software_development) 
Scrum, Agile yaklaşımlardan bir tanesi. Incremental ve Iterative olarak ilerler. Bu açıdan Projenin tümü hakkında bilgi sahibi olmadan kısa vadede müşteri önceliklendirmesi ile Business getirisi en fazla olan, en büyük business value’a sahip olan işler alınarak Sprintler halinde koşulur. Böylelikle müşterinin önceliklendirmesi ile hızlı-çevik bir şekilde üretim gerçekleşmiş olur. 

Emprical Process Control,un uc temel ayağı vardır, Inspect, Adapt, Transparency. Scrumın bu temelden ilerler, sürekli gözlem yapılır ve yapılan gözlemler doğrultusunda kendini adapte etmeye çalışır. Tabiki bu Inspect-Adapt ikilisinin doğru çalışabilmesinin tek bir olanağı vardır, O da transperant bir ortam oluşturulmasıdır. 

Şu an Banka IT’lerinde çevik yöntemleri kullanılması yaygınlaşmaktadır.

Bilgi teknolojilerinde çalışacak personelde hangi yetkinliklerin arandığı konusu ile ilgile de ayrıca bir yazı yazmayı planlıyorum. 

Diğer yazılarda görüşmek üzere...